Bizlerin Orta Asya’dan günümüze gelen örf ve adetlerimiz vardır. Zamanla Türkler İslamiyet’le şereflenince bu gelenek ve görenekler daha da pekiştirilmiş oldu. Ancak günümüzde daha önce normal olan bazı örf adetler, gelenekler artık günümüzde anormal olarak görülmeye başlandı. Milletimiz hayat sorunlarını, kaygılarını hep başka yerlerde arar durmakta.
Kul hakkı kalmamış bu memlekette. Herkes herkesin sırtından en kolay şekilde çıkar elde etme derdinde. Akrabalık, kardeşlik, arkadaşlık, evlilikler hatta bütün ilişkiler çıkar ilişkilerine göre şekillenir oldu. Bizler artık yalan söyleme uzmanı olmuşuz. Bunu daha da geliştirerek ticarette yalan söylemeyi delikanlılık olarak görmeye başladık.
Zengin olanımız zenginliğe doymaz oldu. Garibanı düşünmüyor, zekatı unutmuşuz. Yapılan yardımlar da gösteriş için yada çıkar ilişkisi içinde yapılır oldu. Garibanımız da garibanlığı hep başka yerlerden kaynaklandığını inanır hiç aynaya bakmamaktadır.
Memleketimizde insana insan olduğu için değer verilmez oldu. Ya parasına ya da makamına göre değer verilir oldu. Bir yerlere hasbelkader gelenler diğerlerini tanımaz oldu. Kendilerini üstün görür oldular. Kamuda çalışanlarımız da işlerini hakkı ile yapamaz oldu. Ya çayda, ya çorbada, ya sohbette, yada telefonda kendimizi buluveriyoruz.
Trafikte birbirimize saygımız kalmadı. Hele de çevreye hiç acımamız kalmadı. Çevremizi her türlü kirletir olduk, aslında bilmiyoruz ki çevreyi kirletmekle geleceğimizi yok ediyoruz. Ne bulursak atıyoruz, canlıları yok ediyoruz, tabiatın dengesini bozuyoruz.
Kurallara, kanunlara uyanımız yok. Vergiyi adaletle alanı da yok adaletli vereni de yok. Kuralları kanunları kişilere göre uygular hale geldik.
Sonuç olarak bizlerin zihniyeti değişmedikçe uzaya da çıksak bizler insan olamadıktan sonra bu ülkenin vay haline. Ülke olarak millet olarak bir yere varamayız. (biraz olsun öz eleştiri yapmamız gerekir, kendimizi tartmamız gerekir.)